YENİ ANAYASA YÜZDE 91.3 GEÇMEZSE YOK HÜKMÜNDE OLMALIDIR.

YENİ ANAYASA %91,3 GEÇMEZSE YOK HÜKMÜNDE OLMALIDIR.

Bizde ilk Anayasa Osmanlı devleti döneminde 1808 yılında Sened-i İttifak ilk adımıdır. Her ne kadar ilk adım atılsa da Anayasalaşmada  ilerleyememişiz her defasında sekteye uğramadan edememiş. Osmanlı devleti yıkılıp yerine yeni bir devlet kurma aşamasında, Milli mücadele döneminde  20 Ocak 1921 de Teşkilat-ı Esasiye kabul edildi. 1876 Anayasası henüz ilga edilmediği için 24 maddelik kısa bir metin olarak kaleme alındı.

29 Ekim 1923 de cumhuriyetin ilanı ile yeni bir devlet kurulmuş ve yeni bir Anayasa yapma hakkına sahip bir Millet Meclisine sahipti. Meclise seçilip gelen Millet vekilleri partilerin Millet vekilleri değil halkın ilini kendini temsil için gönderdiği millet vekilleri idi. Halk adına da Anayasa yapmaya hakkı vardı. 1924 Anayasası bu şartlar altında yapılmıştı.

1960 Yılında darbe olunca 1924 Anayasası ortadan kaldırılmış oldu. Artık yeni bir Anayasa yapıp halk oylamasına sunulması gerekiyordu. 1961 Anayasasının beklide en ilgi çekici yönünden biri Hukukun üstünlüğünün kurulması için Anayasa mahkemesinin kurulması denilse yeridir. Yalpan yasaların Hukuk kurallarına uygun olup olmadığını denetleyecek bir merci ye  ihtiyaç vardı. 1961 Anayasası ortadan kaldırılmış bir Anayasanın yerine geçerken %61,7 halk oylaması sonucu ile kabul edilmiştir.

Yıl 1980 gösterdiği zaman yine bir darbe ile demokrasi sekteye uğramış ve bir önceki Anayasa ortadan kaldırılmıştır. Yeni bir anayasa yapılmalıydı, fakat bu Millete özgürlükleri tıraşlanmış ve daha sert bir Anayasa yapıldı. O dönemde darbeye alkış tutanların etkileri ilemi bilinmez ne hikmet ise bu Anayasaya Halk % 91.3 ile destek vermiştir.

Bu günlerde T.B.M.M yeni bir Anayasa yapmak için kolları sıvadılar. Konu bir Anayasa olunca benim için hangi partinin ajandasında ne var kim neyi dayatacağı değil. O komisyonda bulunan tüm partilerin tüm konularda mutabık çıkması şart. Şu anda yürürlükte bulunan 1982 Anayasası bir darbe ile ortadan kaldırılmadığına göre % 91.3 Halk oylamasını kesinlikle geçmek zorundalar. Benim görüşüm açısınca 1982 Anayasası Halk oylaması sonucunu geçemeyen bir Anayasa Yok hükmünde olmalıdır ve o meclisinde meşruluğu tartışılır duruma düşmesi gündemde olmalıdır. Derhal erken seçim yapılmalıdır.

YÖRÜK HABER AJANSI ; KAYNAK GÖSTEREREK HABERLERİMİZİ İSTEDİĞİNİZ YERDE YAYINLAYABİLİRSİNİZ ;  YHA ve  sonhavadis gazetesi sahibi Gazeteci Yazar MEHMET GARİP

Reklamlar

AŞK TESADÜFMÜ? ŞİDDET NEYİN GERÇEĞİ?

Bir sosyal paylaşım sitesinden bana gönderilen bir etkinlik daveti benim bu yazıyı yazmama sebep oldu. Aşk tesadüfleri sever mi?

Aşk zaten bir tesadüften ibarettir. Her gün gördüğüne değil bir anda gördüğüne aşık olursun. Tabi diyeceksiniz ki yıllardır gördüğüm bir arkadaşıma aşık olamaz mıyım? Aşk bir anda gördüğün birisine karşı hissettiklerini açmak, karşı tarafında kabul etmesi ile gelişti ise zaten o kişiyi bir tesadüfle gördüğün için bir tesadüften ibarettir. Yada yıllardır aynı çevrede yetiştiğiniz bir kız yada erkek arkadaşın bir anda farklı bir yönünü tesadüfen keşfetmenizin altında yatar aşk.

Birde ne bir anda tesadüften karşılaşmaya nede tesadüfen bir yönünü keşfetmeye dayanmayan tamamen hesaplar ile kurulan bir birliktelik vardır. Tüm planlar maddiyata dayanmaktadır. Sonu evlilik ile biten bu birlikteliklerde en ufak maddi sendelemede evlilikler çatırdamaya başladığı oluyor. Beklide günümüz kültürlü okumuş ailelerde görülen şiddeti buna bağlamak mümkün. Bir aşk ve sevgi birlikteliği olmadığı için her an bir birine bir üstünlük kurma telaşı içinde yaşayan aile fertleri bir gün şiddetin ucundan yapışıveriyor.

Flört dönemlerinde yalan üzerinde kurulmuş birliktelikler ise bir gün gerçekler ortaya çıktığı an ne huzur kalıyor ne mutluluk. Hem cinslerimin bir çoğu flört döneminde o kadar kendilerinden uzak bir insan sergiliyor ki bir gün kendilerinde döndüklerinde hanımların ilk hayal kırıklığı o olsa gerek. Hanımların zaafı ise olmasını istediklerine inanması. Karşı tarafın fütursuzca verdiği tüm vaatleri ve sözleri doğru kabul etmeleri oluyor.

Karşılıklı iki tarafın yanlışlıkları üzerine bina edilen hataların sonu şiddetle bitmekte. Yanlış ve hataları anlıyorum da! şiddet nesi bunun?  Hem cinslerime buradan sesleniyorum. Eşlerinize şiddet uyguladığınızda ne hissediyorsunuz? Kendinizi daha mı güçlü hissediyorsunuz? Eğer gerçekten güçlü iseniz sorununuzu çözme yolunu neden denemiyorsunuz?

Gözü yaşlı Analarımızın şiddete uğramış Bacılarımızın mutsuzluk içinde Eşlerimizin olmamasını umduğum bir sevgililer günü dilerim.

TEKNOLEJİDEN GEÇTİK. DOKTOR HEMŞİREDEMİ! YETİŞTİREMİYORUZ?

Bir ülke düşünün yeni harpten çıkmıştır ülkede eğitimli insan telef olmuştur dışarıdan eğitimli personel getirirsin anlarım. Bir ülke düşünün genç nesil azdır. Yeterince eğitimli iş gücü yoktur ve başka ülkelerden eğitimli insan getirirsin anlarım. Bir ülke düşünün Doktor, Hemşire ve İmam yetiştirecek okulları yoktur bu seferde neden bu okullarınız yok diye sorgularım.

 

 

Yurt dışından doktorların gelip Türkiye’de çalışa bilmesinin önü açıldı. Sebebini bir türlü  anlayamadım. Acaba benim ülkemin gençleri Tıp fakültesinde okumuyor mu diye düşündüm. Ama benim bir çok akrabamın Tıp fakültesinde okuyor olması bu sorumun çok basitçe verilere rakamlara gitmeden cevabı oluyordu. Peki yurt dışından hemşire getirme konusu ne diye merak edeniniz odlumu? Ben merak ettim. Hemşire yetiştirmek için hemşirelik eğitimi veren Liseler var. Liseyi okurken bir taraftan staj yapmak sureti ile gerçekten meslek alanında iyi eğitim verdiğimize inandığım eğitim kurumlarımız mevcut. Üniversitelerimizde ayrıca hemşire ve ebe eğitimi veren fakültelerimiz mevcut. Peki bu okullardan mezun olan herkesi işe aldık mı? Yine bu sorumu rakamları ve verileri kullanmadan basitçe ifade edeceğim. Hemşirelik okumuş bir tanıdığım atanamadığı için özel bir şirkette kendine yer bulabilmişti. Benim devletim üniversitesini okuttuğu bir tanıdığımı ancak sözleşmeli olarak alabilmiş. Şu anda hemşireliğin  Lisesi  ve Üniversitesini  okumakta olan bir çok tanıdığım var peki onlar mezun olduğu zaman onları ne yapmayı düşünüyorsunuz?

 

Geçtiğimiz günlerde Güney doğuda imam ihtiyacı için devletin eğitim vermediği molla tabir edilen insanları imam olarak atayacaklarını ifade ettiler. Peki soruyorum bu ülkede İmam hatip Lisesi mezunu ve İlahiyat fakültesi mezunlarını ne yapmayı düşünüyorsunuz? Hepsini atadınız da benim mi haberim yok diye düşündüm. Ben çok sayıda atanamamış imam adayı olduğunu biliyorum.

 

 

Bizim bu ülkenin evlatlarına bir garezimiz mi var?  Neden alanında eğitim almış insanları iş başına getirmemek için elimizden geleni yapmaktayız? Siz bir alanda eğitim almış ve o alanda iş sahibi olamayan insanların hayattan koparılmışlığına şahit oldunuz mu? Onların psikolojilerinin bozulup kutu kutu sakinleştiriciler ile yaşadığından haberiniz var mı?

 

 

Saygıdeğer yetkililerim lütfen kıymayın benim ülkemin güzel gençlerine. Bu gençler yarın siz yaşlandığınızda sizleri yönetecek olanlar.

BAŞKA IRKA DÖNMEM! NE MUTLU TÜRKÜM.

             Bu günlerde bir bakan ne hikmet ise kendi alanı ile ilgili bir açıklama yapmak yerinde milleti bir şeye dönüştürmek ile ilgili oldu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek gazetelere verdiği bir demeçte Arap soyumuza dönmeliyiz diye bir açıklamada bulunmuş. Soruyorum sizlere bu ne anlama geliyor?

Bir Maliye bakanının yapması gereken işler maliye politikaları hazırlamak, hazırlanmasında yardımcı olmak ve maliye politikalarının uygulanmasını takip etmektir. Yani gelir kaynağı bulmak, gelir toplamak, Devlet bütçesini yapmak ve harcamalar için gerekli bütçe ödeneklerini sağlamak gibi uzayıp giden görevleri vardır. Gelir kaynağı aramak yerine vatandaşa ayarlama, güncelleme gibi terimler ile geliri vatandaşın cebine el atmakta bulan hükümet maliye bakanını uğraşısız bırakmış. Maliye bakanı ise Türk milletinin ırkını değiştirmeye soyunmuş olduğu görülüyor olsa gerek. Bu topraklara Türk milleti resmen yerleşeli nerede ise bin yılı geçmiştir. Daha önce gelmeleri tam olarak daha önceki kavimlerin kimler ile ilgisi olduğu bilinmediği için biz en bildik tarihi göz önüne alarak konuşmaktayız. Bu topraklara Arap kavminin ayak bastığını hiçbir kaynakta görmedik. Bu topraklar üzerinde Türkleştirdiğimiz Arap kavmi olsun. Türkler asırlarca haçlı ordusunun önüne set çekerek Arap kavmini koruması altına almak sureti ile değil onları Türkleştirmek onların varlığına katkıda bulunmuştur.

Ben hiç bir zaman Arap olmadım. Soyumun bin yıllarca zaman asil Türk olmasından gurur duyuyorum. Hiç bir zamanda soyum olan Türklüğü bırakıp başka başka milletlere dönmeyi düşünmüyorum. Tüm ırklara saygı duyarken. Başka ırklar ile kardeşçe yaşamayı fakat ırkımı yok etmek yada başka ırklara dönüştürmek isteyenlerin karşısındayım. NE MUTLU TÜRKÜM.